İnceleme | Need for Speed: Undercover

Electronic Arts‘ın oyunlarını yavaş yavaş Steam’de yayınlamaya başlamasıyla birlikte Need for Speed serisindeki tüm oyunları orijinal olarak satın almak ve seriyi baştan sona bitirmek gibi bir hedef koydum kendime. Bu nedenle daha önce Need for Speed: Hot Pursuit isimli oyunu oynamış ve incelemiştim. Şimdiyse Steam yaz indirimleri sayesinde oldukça uygun bir fiyata satın aldığım Need for Speed: Undercover‘ı oynama fırsatım oldu.

18 Kasım 2008 tarihinde çıkışını yapan Need for Speed: Undercover, Steam incelemelerine göre oldukça beğenilmiş olarak görülüyor olsa da, genel olarak eleştirilmeye oldukça müsait bir oyun olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zaten Steam incelemelerinde de olumsuz yorumların neredeyse hepsi eleştirilerle dolu, beğenmeyenlerin neden beğenmediğini açıkça ifade ettiği nadir oyunlardan birisi olmuş Need for Speed: Undercover. Çünkü genelde insanlar, sadece beğenmediğini söyleyerek geçiyorlardı fakat bu sefer işler değişmiş. Kısaca Need for Speed: Undercover hakkında birkaç şeyden bahsedelim: ProStreet‘ten sonra ve Shift‘ten önce çıkan Need for Speed: Undercover, gizli görevde olan bir polisin yarışçı gibi davranarak bazı suçluları yakalamasını konu alıyor. Gizli görevde olan polisi biz yönetiyoruz; bu sefer yakalanan değil, yakalayan taraftayız. Oyunda birçok yarış türü bulunuyor: Polisten kaçıyorsunuz (Cop Takedown), çevreye bir miktar zarar veriyorsunuz (Cost to State), bir veya birden fazla turlu standart yarışlarda yarışıyorsunuz (Sprint & Circuit), tek başınıza zaman karşı yarışıyorsunuz (Checkpoint). Aslında dışarıdan bakınca çeşitlilik olarak iyi görünüyor oyun fakat gelin bir de oyunu deneyimledikten sonraki düşüncelerimden bahsedelim.

En baştan şunu belirteyim; oyunu 4,50 TL’ye satın aldım. Bu yüzden genel olarak değerlendirmemi de bu fiyat nedeniyle yumuşatarak yazmayı tercih ediyorum. Oyun çeşitlilik konusunda başarılı olsa da diğer başka konularda yetersiz kaldığını rahatça söyleyebiliriz. İlk olarak belki de en temel şeyden, şehrin tasarımından ve genel olarak grafiklerden bahsetmemiz gerekiyor. Açıkçası Need for Speed: Carbon ve Need for Speed: Underground 2‘nin şehirleri oldukça başarılıydı. Her iki oyundan da seneler sonra çıkışını yapan Need for Speed: Undercover‘ın şehir tasarımı konusunda bu kadar başarısız olması biraz garibime gitti. Şehir oldukça soluk ve detaysız. Grafik konusunu da şehir tasarımıyla birleştirebiliriz. Şehirdeki nesneler, binalar ne kadar detaysız ise, oyunun genel olarak grafikleri de neredeyse aynı şekilde detaysız ve yetersiz olmuş. Şunu tekrar hatırlatma fayda var: hem 2008 çıkışlı, hem de yaklaşık 5 liraya satın alabildiğimiz bir oyundan bahsediyoruz. Açıkçası ben bunları birer eksi olarak görsem de, oyuna verdiğim fiyatla kıyaslayınca görmez gelebildim. Oyundaki müzikler oldukça hoşuma gitti ve bu kadar iyi müzik seçimi yapmayı becerebildikleri için mutlu oldum açıkçası. Oyundaki araç sesleri gibi diğer sesler ise ortalama seviyede denilebilir, iyi veya kötü demek yanlış olur. Onun dışında değinmemiz gereken son iki şey daha var: birincisi, hikaye bazen ilerlemiyor; ikincisi, oyun inanılmaz kolay. Öncelikle hikaye konusundan bahsedelim: Oyunda, standart yarış oyunlarında olduğu gibi mevcut harita üzerinden yarış seçebiliyorsunuz. Fakat bunun dışında, oyun size her yarıştan/görevden sonra katılmanız için bir yarış/görev tavsiye ediyor. Eğer bu şekilde sürekli oyunun size önerdiği yarışları/görevleri yaparsanız, bir zaman sonra hikayeniz duruyor, daha doğrusu bende durdu. Ne yaparsam yapayım, ne çözüm ararsam arayayım düzelmeyen bu sorun, şehirde birkaç tur atmamdan sonra düzeldi. Fakat bunu üç kez yaşadım ve her seferinde hikaye modunun bozulduğunu düşündüm. Eğer bu genel olarak görülen bir hataysa, yani benim suçum değilse, oyunun eksi yönü olarak düşünmekte fayda var. Gelelim ikinci konuya: Nedendir bilmem, oyun bana inanılmaz kolay geldi. Aslında oyun çok da kolay değil fakat şöyle bir olay var: Yarışlara başladığınız zaman ilk 20 saniyenin sonrasında birinciliği çok rahat alıyorsunuz, daha doğrusu ben aldım. Sonrasında bu birinciliği sürdürmeyi bırakın, en az on saniye fark atıyorsunuz rakiplerinize. Bu neredeyse her yarışta yaşanıyor ve artık bir zaman sonra can sıkmaya başlıyor. Bu nedenle sonlara doğru bazı yarışlara yaklaşık 15 saniye geç başlıyordum, rekabet olsun diye.

Genel olarak Need for Speed: Undercover, bayılarak oynamasam da eğlenceli vakit geçirdiğim bir oyun oldu. Evet, hayran kalmadım oyuna fakat nefret de etmedim açıkçası. Standart, zaman geçirmek için günde birkaç yarış oynadığınız ve bir hafta sonrasında da oyunu bitirip sildiğiniz, üstüne hiç düşünmediğiniz ve tekrardan yükleyip oynamadığınız bir oyun Need for Speed: Undercover. Oyunda takip etmeniz gereken bir hikaye var fakat takip etmemeniz sizin zararınıza olmayacaktır kesinlikle. Need for Speed: Undercover sistem gereksinimleri ortalama düzeydeki bir bilgisayarın rahatlıkça karşılayacağı seviyede. Bunun yanında, Need for Speed: Undercover Türkçe dil desteği de bulunmuyor. Need for Speed: Undercover, şu an için Steam’de 18 TL’ye satılıyor fakat indirim zamanlarında 4,50 TL’ye de satın almanız mümkün. Oyunu, indirimli fiyatından satın almanız şartıyla, tavsiye ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir