İnceleme: Life is Strange

Merhaba, bugün Life is Strange isimli oyundan bahsedeceğim. Life is Strange, zengin hikayeli ve seçimlerinizin önemli olduğu, seçimlerinizin hikayeyi etkilediği bir oyun. Harika müzikleri, hoş atmosferi, iyi sayılabilecek grafikleri ve yönettiğimiz kadın karakter (Max) ile Life is Strange oldukça dikkat çekici bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Life is Strange, Telltale Games‘in oyunlarından alışık olduğumuz tarzda 5 bölümden oluşuyor ve seçimlerimiz hikayeye etki ediyor. Fakat Life is Strange, standart şekilde hikayeyi takip ettiğimiz, daha doğrusu düz hikaye akışı olan bir oyun değil. Life is Strange‘de zamanı geriye alma gücünüz bulunuyor! Evet, oyunda -neredeyse- istediğiniz vakitte zamanı geri alabiliyorsunuz.

Life is Strange, 30 Ocak 2015’de çıkışını yapan ve DONTNOD Entertainment‘ın geliştiricisi ve Square Enix‘in de yayımcısı olduğu bir macera oyunu. Ana karakterimiz, Max Caulfield isminde bir üniversite öğrencisi. Life is Strange hikayesi ise kısaca şöyle: Henüz oyunun başlarında yaşadığı bir olay sayesinde zamanı geriye alabilme özelliğinin olduğunu fark eden Max, bunu, oyunun sonuna kadar kendi iyiliği için kullanacaktır. Fakat “kendi iyiliği” tarafını bencilce algılamayın. Max, bu gücünü çevresine yardım etmek ve onlar için en iyisini bulmak için kullanıyor genellikle. Tabi ki bu özelliği siz de kendi lehinize kullanabilirsiniz. Örneğin; A kişiyle konuşuyorsunuz ve karşınızda iki seçenek var: Y ve Z. Siz eğer Y seçeneğinizi seçmeye karar verdiyseniz, karşıdaki ile diyaloğunuz buna göre şekillenecektir. Fakat karşınızdaki kişinin verdiği tepkiyi beğenmediğinizde, konuşma esnasında kararınızı değiştirdiğinizde veya verdiğiniz yanıt ters teptiğinde zamanı geriye alabilir ve Y seçeneği yerine Z seçeneğini tercih edebilirsiniz. Yani, zamanı geri alma özelliği sadece hikayenin bir parçası olmaktan çok, sizin de kendi lehinize kullanabileceğiniz bir araç haline geliyor. Bu zamanı geriye alma şansınız, özellikle Telltale Games’in serilerinde bir karar verdikten sonra kurulan “keşke” ile başlayan cümleleri kurmanızı neredeyse engelliyor. Ama yine de bazı sonuçlar hoş görünmese de zamanı geriye almayı tercih etmek yerine olayları olduğu gibi de bırakabiliyorsunuz. Örneklendirmek isterdim fakat bu size hikayenin akışı konusunda birkaç ipucu verebilir, bu yüzden örneklendirmek istemiyorum.

Life is Strange oynanış olarak oldukça keyifli ve sizi zorlamıyor diyebilirim. Oynanıştan kastım ise yürümek, diyaloğa girmek veya diyaloğu sürdürmek. Fakat ağır bir şekilde eleştirmem gereken tek bir yer var: Bulmacalar aşırı derecede can sıkıcı ve bu yüzden zor olmasa bile size zor gibi geliyor, çünkü gereksizmiş gibi geliyor. Açıkçası bana böyle hissettirdi ve siz bu konuda ne düşünüyorsunuz bunu bilmiyorum. Bunun dışında, Life is Strange hikayesi pek fazla ağır değildi ve takip edilmesi de kolaydı. Yani kaçırdığınız bir nokta olsa bile tekrar toparlamanız oldukça kolay. Zaten hikayesinden çok oyunun içerisinde yaşananlar, olaylar karışık olduğu için hikayeden çok etrafınızda olanları takip etmeli veya bir hamle yaparken, hatta rastgele yürürken bile her şeyi düşünmelisiniz. Örneğin (spoiler değil, rastgele bir örnek) koridorda yürüyorsunuz ve panoda asılı bir afiş gördünüz. Bu afişin orada sadece “süs olarak” durduğunu düşünebilirsiniz veya karakterinizin ona yaklaşıp sadece bir göz atacağını düşünebilirsiniz. Fakat Life is Strange‘de etrafınızdaki nesnelerle (nesneden kastım afiş örneği gibi) ve insanlarla sıkça etkileşime geçebiliyorsunuz. Panodaki afişe yaklaştığınızda orada bulunan numarayı arayabiliyor veya bir parti varsa katılabiliyorsunuz. Tabi ki bu hikayeden bir parça değil, sadece örneklendirmek istediğim için bunu söyledim. Fakat etrafınızdaki “şeylerle” etkileşime geçmek oldukça önemli çünkü çoğu şey oyunda başarım olarak bulunuyor ve ayrıca hikayenin akışını da kısmen etkiliyor. 

Life is Strange ilk bölümü ücretsiz olmak üzere toplamda beş bölümden oluşuyor ve ilk sezonu şu an için Steam‘de 31 TL’den satışta. Life is Strange‘in ayrıca Life is Strange: Before The Storm ve Life is Strange 2 olarak iki ayrı oyunu daha bulunuyor. Before The Storm ilk oyundan önce yaşananları başka bir karakterle size anlatırken, diğer oyun da adı üstünde Life is Strange’in ikinci oyunu. Fakat Life is Strange ile Life is Strange: Before The Storm bağlantılı olsa da, Life is Strange 2 tamamen bambaşka bir hikaye deneyimi sunuyor. Life is Strange‘i satın almak için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz. Life is Strange‘e 10 üzerinden 7 [7/10] veriyorum, iyi oyunlar!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir