No Time To Live İncelemesi

No Time To Live‘i ilk oynadığımda oyun hakkında gerçekten hiçbir şey anlamamıştım. 1 Ekim 2015’de çıkışını yapan No Time To Live, yıllardır kütüphanemde duran ve nereden geldiği hakkında en ufak bir fikrimin bile olmadığı garip bir oyun.

Oyun, bağımsız bir macera oyunu olarak tanımlıyor kendini fakat point-and-click desek de yanlış olmaz. Oyunun neresinde macera var diye soracak olursanız, gerçekten oyunu baştan sona oynadım ve maceranın nerede olduğunun ben bile farkında değilim. 

No Time To Live hikayesi biraz saf ve kısa. Oyun süresi hızlıca oynarsanız 10 dakikaya kadar inebiliyor, ki bence bu büyük bir dezavantaj. Fiyatı uygun olsa bile, oyun şu an Steam’de 4,20 TL’ye satışta, bu kadar kısa bir oyun süresi kabul edilemez. Hikayeye bir göz attığımızda ise standart bir ofiste çalışan, standart bir kişiyi kontrol ediyoruz. Evden işe, işten eve gittiğimiz bir hayatımız var. Uyanıyor, duşa giriyor, kahvaltı yapıyor, giyiniyor ve sabah saat 8’de evden çıkıyoruz. Saat 8’den sonra çıkarsanız eğer trafiğe takılıyor ve işe geç kalıyorsunuz. Ofise gittiğinizde bilgisayarınızda çalışabiliyor veya oyun oynayabiliyor; kanepede dinlenebiliyorsunuz. Çalışma arkadaşlarınızla etkileşim kuramıyorsunuz, maalesef onların sizle iletişime geçmesi gerekiyor. Ekranın sol üst köşesinde saat, gücümüz, mutluluğumuz ve çalışma hedefimiz görünüyor. Çalıştıkça zaman yarım saat geçiyor, gücümüz ve mutluluğumuz azalıyor, çalışma hedefimiz (work) ise yükseliyor. Bunu tamamlamadan işten ayrılamıyoruz sanırım. 

Şimdi oyunun içeriğine biraz geçip, hikayesini eleştirmek istiyorum. Oyunu oynamadıysanız durun, 15 dakikanızı ayırın, oyunu bitirin ve yazıya devam edin; ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.

No Time To Live‘de birkaç gün geçirdikten sonra her şeyin aynı olduğunu, günlerin sürekli tekrar ettiğini fark ediyoruz. Bu yüzden oldukça şaşırıyor ve hatta delirdik sanıyoruz. Sonrasında da bunun gerçekten olduğunu görüyor ve kafamıza göre davranıyoruz. İşe geç gidiyor veya işe pijamalarla gidiyoruz. 

Bence oyun genel olarak gereksiz ve saçma. Hikayesini nereden tutsanız elinizde kalıyor. Evet, grafikleri ve oynanışı da kötü fakat bağımsız oyunlarda bunu pek fazla göz önünde bulundurmuyorum. Nasıl olsa bağımsız oyun, düşük bütçeli ve elden anca bu kadarı geliyor. Fakat yine de hikayeyi daha zengin tutabilir veya kafa karıştırıcı olmaktan alabilirlerdi. Oyun içinde bazı şekillerde bizi uyarabilirlerdi. Oyunu oynarken oyun birden bitiyor ve neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz. Oyun neden bitti? Oyun nasıl bitti? Bundan sonra ne olacak? Ne oldu da oyun bitti? Bu soruların hepsi cevapsız.

No Time To Live‘i oynamanızı pek önermiyorum fakat 4,20 TL’lik fiyatını ve koleksiyon kartlarını düşündüğümüzde indirime girdiğinde alınabilecek bir oyun denilebilir. Yine de oyunu satın almak isterseniz aşağıdaki bağlantıya tıklayarak Steam mağazasına erişebilirsiniz. İyi oyunlar!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir