Searching İncelemesi

Bugün dram, gerilim ve gizem üçlüsünü muazzam bir şekilde birleştiren Searching filminden bahsedeceğim. (Henüz ikinci film incelemem, hatalarım varsa sosyal medya hesaplarımdan veya yorum yaparak bana iletebilirsiniz.)

Öncelikle Searching‘e tepeden bir bakış atalım. 2018 yapımı olan Searching‘in baş rollerini, John Cho, Sara Sohn ve Michelle La isimleri (ki ilk ikisini tanıdığınızı düşünüyorum) paylaşıyor. IMDB’de 100 binden fazla kişinin oy verdiği filmin ortalaması 7,7 olarak belirlenmiş. Bana göre 7 puan verilecek kadar kötü, 9 puan verilecek kadar da harika bir yapım değil. Küsuratlı puanlama yapamadığımız için 8 puanı uygun gördüm, aksi durumda benim de tercihim 7,7 olurdu.

*Yazıda, yayınlanmış iki fragmanda yer alan sahneler dışında spoiler yoktur.*

Searching filminin konusu ise kısaca 16 yaşındaki kızının kaybolmasından sonra, bu olayı çözmeye çalışan bir babanın çabaları. Pam’in (anne, Sara Sohn) kansere yenik düşmesinin ardından aralarında biraz kopukluk olan bu baba kızın hikayesi, Margot’nun (kız, Michella La) kaybolmasıyla ve David’in (baba, John Cho) onu bulmaya çalışmasıyla derinleşiyor.

Kızını bulmak için ilk olarak polisle iletişime geçen David, soruşturmaya yardım etmek için elinden geleni yapmaya çalışıyor. İşe, soruşturmaya atanmış olan Dedektif Rosemary Vick’i araştırmakla başlıyor. Ardından kızının arkadaşlarını bile neredeyse hiç tanımıyor olan David, onun hakkında bilgilere direkt erişebilmek için Margot’nun bilgisayarını kurcalamaya başlıyor. Sosyal medya hesaplarına, mail hesabına ve hatta kızının banka hesaplarına kadar ulaşmayı başarıyor. Soruşturmaya katkısı olması için herkesle tek tek iletişime geçiyor, her adımını izlemeye başlıyor. Fakat iş, içinden çıkılmaz bir durum aldıkça David daha fazla sinirlenmeye başlıyor ve soruşturmaya zarar verecek şeyler yapma yoluna giriyor.

Şüpheli durumlar, söylenen yalanlar, güvenilmemesi gereken insanlar ve duruma göre kendini değiştiren insanlar. “Onu neredeyse tanımıyorum bile.” diyen insandan, sırf prim yapabilmek için “O benim en yakın arkadaşımdı.” diyen ve zorla ağlayan insanlar.

Film, kimsenin sosyal medyada göründüğü gibi olmadığını ve özellikle kim olursa olsun kimseye güvenilmemesi gerektiğini, fakat yine de bu konularda dikkatli olmamız gerektiğini sıkça vurguluyor. Yani, birisi gerçekten sosyal medyada yazdığı kadar havalı mıdır? Birisi gerçekten sosyal medyadaki fotoğraflarındaki kadar güzel midir? Birisi gerçekten size çok yakın görünüp, arkanızdan iş çeviriyor olabilir mi? Veya siz sadece paranoya yapıyor olabilir misiniz?

Searching filmi yüzde 90’dan fazla bilgisayar ekranında geçiyor. Daha önce benzerlerini izlediniz mi bilmiyorum fakat en basit ve en bilindik örnekleri vermem gerekirse: Unfriended ve Unfriended: Dark Web demem yeterli olacaktır. Eğer bu filmleri izlediyseniz ve bu filmleri beğendiyseniz, Searching‘i beğenmeme şansınız neredeyse hiç yok. Evet, Unfriended biraz daha bilgisayar korsanlığı içerse ve Searching‘den biraz uzak olsa da, tema olarak neredeyse birbirinin aynısı diyebiliriz.




“Kesinlikle izlemelisiniz” dediğim bir film değil, fakat boş zamanınız varsa ve gerilim ile gizemden hoşlanıyorsanız size keyifli bir 102 dakika yaşayacağınızı söyleyebilirim. Aşağıdaki bağlantılara tıklayarak filmle ilgili diğer bilgilere ulaşabilirsiniz. Şimdiden iyi seyirler!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir